7 Haziran 2009 Pazar

Kapıyı sıkı kapatın lütfen..


Ben küçükken hep görünmez adam olup, pasta yemeyi isterdim. Büyüdüm “Hayal gücüm ne kadar kıtmış” dedim. Biraz daha büyüdüm, kendi kendimi rezil etmek yerine, geçmiş isteklerime güldüm. Günler geçti kendimi bulduğumu, “gerçekliklerin” verdiği acıları atlattığımı sandım.
Ben küçükken hayali arkadaşlarım vardı. Büyüdüm, yerini gerçekleri aldı. Biraz daha büyüdüm, arkadaşlığın adını dostluk aldı. Ama sadece “adını” aldı, yerini değil… Bir gün geçmişe dönmek, hayali arkadaşlarımı çocukluğumdan alıp geri getirmek istedim. Olmadı… Gerçekleri uğruna çok boşlamıştım onları. Günler geçti, daha da çok özledim. “Gerçek” arkadaşlarımı gördükçe…
Ve ben bütün bu sanrılarımla büyüdüm. Artık küçük değildim. Toz pembe bulutların üzerinden indim. Siyah-beyaz renklere bulandım. Onlarla özdeşleştim. Parasız yatılı aşklarım oldu, bazen de cebimden çıkardığım birkaç kuruşla örtmeye çalıştığım sevgi kırıntılarım… Annemin verdiği öğütleri sonradan hatırlatacak hatalarım, babamdan kalma kol saatinden sayacağım boş zamanlarım…
Ben büyüdüğüne pişman olarak büyüyen bir çocuktum. Toz pembe bulutlar üzerinden indiğini sanıp, aslında aşağı düşen… Yaşam mücadelesi vermeye başladığı anda, aslında dibe vuran… Sadakat dolu aşklarında aldatılan… Hayali arkadaşlarının gerçekleştiğini sandığı bencil dostları olan…
Neyse, gidiyor musunuz?
Hadi güle güle
Kapıyı sıkı kapatın,
Sizden üşüdüm.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder